Communication Land of Turka

ColaTurka -

Temmuz 13th, 2007 at 00:44

İşçi olarak geldi ihracatçı oldu

Çalışmak için 10 yıl önce Çorum’a gelen Azeri makine mühendisi İlgar Namazov, Küçük Sanayi Sitesi’nde kurduğu şirketiyle 5 ülkeye ihracat yapıyor. Ortadoğu Makine şirketinin sahibi Namazov, bir şırınga fabrikasında kalite kontrol görevlisi olarak işe başladığını belirterek, 1999 yılında bir döküm fabrikasında mühendis olarak çalışmaya başladığını söyledi. Burada da 1 yıl çalıştıktan sonra yine mühendis olarak başka bir döküm fabrikasında işe devam ettiğini anlatan Namazov, 2004 yılında amcasının oğlu ile birlikte Ortadoğu Makine’yi kurduğunu kaydetti. Küçük Sanayi Sitesi’ndeki 500 metrekare büyüklüğündeki atölyede konveyör, değirmen makineleri ile kağıt ve oluklu mukavva makinelerine ait yedek parçaların proje çizimlerini yaptığını ifade eden Namazov, sanayideki bazı firmalar tarafından üretilen makinelerin kontrolünü yaptıktan sonra sipariş veren firmaya teslim ettiğini söyledi. Genelde yurt dışından makine siparişi aldığını dile getiren İlgar Namazov, “Projesini çizerek üretimi yaptırdığımız makinelerin yüzde 85′ini Almanya ve Polonya başta olmak üzere 5 ülkeye ihraç ediyoruz. Türkiye’deki birçok firmanın yurt dışından satın aldığı makinelerin de üretimi için proje hazırlıyoruz. Bu alanda da ülke ekonomisine katkı yapıyoruz” şeklinde konuştu. Doğrudan imalat yapmadıkları için teşvikten yararlanamadıklarını işaret eden Namazov, başka sektörler için de proje çizimi yaparak hizmet yelpazesini genişletmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Seyfullah Türksoy
www.turksoylaipekyolu.com

Temmuz 13th, 2007 at 00:40

Rusya’daki Müthiş Türk

in: Rusya

İŞÇİLİKTEN ET KRALLIĞI’NA

Türk milletinin girişkenliğini ve başarısını gösteren böyle çok örnek var…

Fakat bir tanesi var ki gerçekten alkışlanmayı fazlasıyla hak ediyor..

Adı Mustafa Çalkan..

Henüz 33 yaşında…

Kırıkkale’li..

Kısa adı Rutid olan Rusya Federasyonu ile Türkiye İş ve Dostluk Derneği’nin ödül töreni vesilesiyle Moskova’da tanıştık kendisiyle…

Güleryüzlü, pırıl pırıl bir Anadolu genci…

14 yıl önce, hayatının ilkbaharında işçi olarak gelmiş Moskova’ya…

Şansını denemek istemiş..

Bir süre çalıştıktan sonra, ülkede gıda sektöründe

önemli bir boşluk olduğunu fark etmiş…

Rusya 150 milyonluk dev bir ülke.

Nüfusun 30 milyonu Müslüman..

Helal kesim ve hijyenik et işine yönelmiş Mustafa Çalkan.

Önce ufak ufak başlamış işlere..

Talep arttıkça işi büyütmüş.

O gayretle samimiyetle çalıştıkça Allah da önünü açmış…

Bugün Mustafa Çalkan, kendisine ait 4 ayrı et tesisinde 1.100 (bin yüz)

kişiyi İstihdam ediyor.

Moskova’dan Kazan’a, Petersburg’tan Krasnadar’a kadar Rusya Federasyonu’nun her bölgesine temiz ve helal et ulaştırıyor.

Ülke geneline yayılan 66 Ramstor mağazasının et reyonlarını Mustafa Çalkan işletiyor. Rusya’nın en büyük ve en modern alışveriş merkezlerine ürün veriyor.

Yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık ciro yapan genç işadamı, binlerce insana istihdam sağladığı gibi, pekçok işçisini ev bark sahibi yapmış, birçoğunu evlendirmiş…

Moskova’dayken Mustafa Çalkan’ın tesislerini ziyaret etme imkanı buldum. Sağolsun bize hem yüreğinin hem de evinin kapılarını açtı.

Mustafa Bey, yanında çalışan personelle çok başarılı bir iletişim kurmuş.

Yaşı çok genç olmasına rağmen binlerce insana adeta ağabeylik ve babalık yapıyor. Onlarla gülüyor, onlarla ağlıyor. Genç ve kaliteli bir ekip kurmuş. Hüseyin bey, Müjdat bey, Selim bey, Alişan Bey ve diğer tüm yönetici ekip, Mustafa Çalkan’la birlikte başarıya koşuyor. Aslında bu gençlerin başarısı hepimizin başarısı, Türkiye’mizin başarısı…

Mustafa Çalkan’ın bana göre en önemli hizmeti ise, Ahıskalı soydaşlarımıza sahip çıkması… Bugün genç işadamına ait Çalkan Grup bünyesinde tam 400 Ahıska Türk’ü çalışıyor. Muazzam bir rakam. Çilekeş gariban Ahıskalı soydaşlarımız adına Mustafa Çalkan’a teşekkür etmek lazım. Çok tantanalı anlı şanlı bazı kurumların yapamadığı bu hizmeti Mustafa Çalkan gerçekleştirmiş.

Görüştüğüm yaşlı genç tüm Ahıska Türkleri, Mustafa Çalkan’a bol bol dua ediyorlar.

Kırıkkale’li genç işadamı, yakın bir gelecekte pastırma, sucuk, salam, sosis gibi ürünlerin de üretimine başlayacaklarını, hedefinin daha çok yatırım, daha çok üretim, daha çok istihdam olduğunu söylüyor.

Mustafa Çalkan’ın yaptığı büyük işleri ve hizmetleri gördükçe, Türk milleti adına bir kez daha gurur duydum.

Böyle genç, dinamik, gayretli ve başarılı işadamlarımız olduğu sürece ülkemizin sırtı-Allah’ın izniyle- hiçbir zaman yere gelmeyecektir.

Seyfullah Türksoy
www.turksoylaipekyolu.com

Temmuz 5th, 2007 at 03:20

Kongre turizmine diplomasi dopingi

İSTANBUL’un değişen yüzü bu yaz iki kere daha uluslararası podyuma çıkacak. Önce 3 Temmuz’da Akdeniz Ticaret Odaları Birliği (ASCAME) Genel Kurulu, 4 Temmuz’da da 5’inci Dünya Odalar Kongresi İstanbul’da toplanacak.

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Türkiye’nin AB üyeliğine alternatif olarak Akdeniz Birliği projesi hazırlaması, ASCAME genel kurulunun gündemini sıcak hale getirdi.

5’inci Dünya Odalar Kongresi ise 12 binden fazla Oda’dan oluşan global topluluğa açık tek uluslararası forum. 2005 yılında Güney Afrika’nın Durban şehrinde gerçekleştirilen 4’üncü Kongre’ye katılan İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın İstanbul hakkında yaptığı sunum ve lobi çalışmaları, 2007 yılındaki kongrenin İstanbul’da toplanması kararının alınmasında etkili oldu. Bu toplantıya TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da katılarak ciddi destek vermişti. En az 140 ülkeden Oda delegelerinin katılacağı kongrenin açılış konuşmasını Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yapması bekleniyor.

1- DÜNYA ODALAR KONGRESİ

Yer: İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı.

Tarih: 4-6 Temmuz 2007

Kim düzenliyor: Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) şemsiyesi altında faaliyet gösteren ve dünya çapında bir iş kuruluşu olan Dünya Odalar Federasyonu (WCF) 2 yılda bir düzenliyor.

Ev sahibi: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Kimler katılıyor: Dünya Odalar Federasyonu’nun önemli isimlerinin yanı sıra, ülkelerin özel sektör liderleri ve temsilcileri biraraya gelecek. Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Avustralya, Ekvador, Mongolya, Nepal, Fiji, Madagaskar, Uganda, Cezayir, Filipinler, Suudi Arabistan, Afganistan, Fil Dişi Sahili, Kosta Rika ve Küba gibi uzak ülkeleri de konuk edeceğiz.

Kongreye bu yıl 12 gelişen ülkeden ilk kez katılım gerçekleştirilecek. Bu ülkeler arasında Irak, Rusya, Nijerya ve Afganistan da bulunuyor. 12 ülkenin katılımında ABD Ticaret Odası’na bağlı Özel Girişim Merkezi (CIPE) finansal destek sağlayacak.

Amaç: iş dünyasının liderlerinin kendi aralarında tecrübelerini ve beklentilerini paylaşmalarını, karşılaştıkları sorunların çözümünde kendi meslektaşlarından yenilikler ve değişik uygulamalar hakkında bilgi edinmelerini ve ikili ilişkiler kurmalarını sağlayacak.

Kongre aynı zamanda iş dünyasında yaşanan gelişmeler ile sorunların çözümüne ve gelecek kuşak iş adamlarının beklentilerini karşılamaya yönelik oturum ve seminerleri  ile iş çevrelerinin ve kurumlarının proaktif ve planlı ilerlemelerine ve yeni bir vizyon kazanmalarına katkıda bulunacak.

Neden önemli: Kongre dünyanın dört bir yanından Ticaret ve Sanayi Odaları ile özel sektör üst kuruluşlarının Başkan ve yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Böylece Türkiye’deki imkanların tanıtımı ve dünya ülkeleri ile ekonomik ve ticari alanlarda işbirliği fırsatlarının değerlendirilmesi açısından eşsiz bir platform oluşturacak.

Kongre, Oda’ların üyelerine daha iyi hizmeti nasıl sunacakları, üyelerinin ekonomiyi nasıl geliştirecekleri konusunda önemli bir platform. 20’den fazla workshopta, Oda liderlerine pratik çözüm yolları, vaka çalışmaları ile yeni ürün ve servisler öğretilecek.

Daha önce nerelerde yapıldı: Dünya Odalar Kongresi, 1999 ve 2005 yılları arasında sırayla Fransa, Güney Kore, Kanada ve Güney Afrika’da yapıldı.

Web adresi: www.istanbul2007.com

2- AKDENİZ TİCARET VE SANAYİ ODALARI BİRLİĞİ (ASCAME) 18’İNCİ OLAĞAN GENEL KURULU:

ASCAME nedir: Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME), Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasındaki ekonomik ve sosyal işbirliğini geliştirmek amacıyla 1 Ekim 1982′de Barselona’da kuruldu. İstanbul Ticaret Odası ASCAME’nin Başkan Yardımcılığı ve önemli komisyonlardan biri olan Ticaret Komisyonu’nun sorumluluğunu da üstlenmiş durumda. ASCAME, ticaret, turizm, eğitim gibi bir çok çalışma grubu vasıtasıyla özellikle bölge ülkeleri firmalarının birbirleriyle olan koordinasyonunu sağlamayı hedefliyor. ASCAME ayrıca, firmaların birbirleri ve kamu kurumlarıyla ilişki kurmalarını sağlıyor; bu sayede ekonomik ve endüstriyel gelişmeye katkıda bulunuyor.

Yer: The Marmara İstanbul Hotel

Tarih: 3 Temmuz 2007

Konu: 25 yıl sonra, Akdeniz’i birlikte yeniden değerlendirmek.

Program: 2 Temmuz’da İTO Eminönü Merkez Binası’nda ASCAME Komite toplantısı yapılacak. Olağan Genel Kurul sonraki gün gerçekleştirilecek. 4 Temmuz’da da konuk heyet İstanbul’un turistik yerlerini gezecek.

Dünya Odalar Kongresi’nin gündem başlıkları

* Global riski yönetmek. İş dünya ve hükümetlere çağrı.

* Enerjinin geleceğini sağlama almak.

* Tek taraflı olarak hareket etme tehditleri.

* Globalleşen dünyada yönetişim.

* Doha Ticaret Müzakereleri.

Odalar Yarışması

5’inci Dünya Odalar Kongresi’nde Dünya Odalar Yarışması da gerçekleştirilecek. Ödüller, En İyi Sıradışı Proje, En İyi KOBİ Projesi, En İyi Oda Yönetimi ve Finansmanı Projesi, En İyi IT (Bilişim) Projesi kategorilerinde düzenlenen verilecek. Yarışmaya 38 ülkeden 55 giriş yapıldı. Finale kalan ülkeler arasında Türkiye’den bir proje bulunmuyor.

Dünya oda camiasının yanı sıra, ülkelerin özel sektör liderlerinin ve temsilcilerinin biraraya geleceği Beşinci Dünya Odalar Kongresi’ne hepinizi bekliyoruz.
620 milyar dolarlık pasta

Kongre turizmi, İstanbul’un geleceğinde en önemli konulardan biri. Dünyadaki 620 milyar dolarlık büyük pastadan küçük bir pay almak bile, İstanbul’un geleceğini değiştirebilir. Türkiye, pastadan ilk aşamada 6 milyar dolarlık pay almak istiyor.

Temmuz 4th, 2007 at 04:00

Çin oyuncaklarına yılda 159 milyon dolar

in: Çin

TÜRKİYE oyuncak sektörü 180 milyon dolarlık büyüklüğü ve 30 milyon civarında çocukla geniş bir tüketici kitlesine sahip. Ancak sektör Çin karşısında yavaş yavaş kan kaybediyor. Bunun farkında olan İstanbul Ticaret Odası (İTO) sektör için bir ilk olarak geniş çaplı bir araştırma yaparak bu araştırmayı “Oyuncak sektörü ve Çin mallarıyla rekabet gücü” isimli bir kitap haline getirdi.

İTO, üyelerini bilgilendirmek amacıyla, araştırma sonuçlarının değerlendirildiği bir seminer düzenledi. Seminerin açılış konuşmasını yapan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Erken, katılımcıları İTO’nun çalışmaları hakkında bilgilendirerek, üyelerin İTO’nun faaliyetlerinden yararlanarak özellikle gelen yabancı heyetlerle işbirliği imkanlarını değerlendirmelerini istedi.

Oyuncak sektörü Türkiye’de 180 milyon dolar pazar büyüklüğüne ve 30 milyon dolayında çocukla geniş bir tüketici kitlesine sahip. Ancak Çin’in 30 yıldır bu sektörde hakim ülke olarak faaliyet göstermesi sektöre yeni giren firmalar için zorluk yaratıyor, mevcut şirketlerin de zayıflamasına neden oluyor. Türkiye Çin’den yılda 158.6 milyon dolarlık oyuncak ithal ediyor. Oyuncak tüketiminde ise diğer ülkelere göre gerilerdeyiz. ABD’de çocuk başına oyuncak tüketimi 271 dolar, AB’de 84 dolar Türkiye’de ise 5 dolar.

Bu harcamalarla Türkiye, ABD’nin 54 ve AB’nin ise 17 kat gerisinde. Türkiye’deki çocuk başına oyuncak harcaması önceki yıllarda 2-3 dolar seviyesindeyken son yıllarda Çin ve diğer Uzakdoğu ülkelerinden yapılan ucuz oyuncak ithalatıyla, bu rakam 5 dolar seviyesine çıktı.

FİLLERİN SIRTINA BİNİN

“Oyuncak sektörü ve Çin mallarıyla rekabet gücü” isimli araştırmayı İTO adına yapan Anka Danışma Grubu yetkilisi Ayhan Yasan, Çin’in bugünkü gücüyle rekabet etmesinin zorluğuna dikkat çekerek, “Fillerle yan yana yürüyemezsiniz ama sırtlarına binebilirsiniz” diyerek oyuncak sektörünün yeni pazarlar bulmasını ve buralarda satılacak olan ürünlerin üretilmesini tavsiye etti. Yasan, konuyla ilgili olarak açıklamalarına şöyle devam etti: “Kaliteli üretiyoruz. Ama satamıyoruz. Satamayacağınız ürünleri üretmeyin. Biz kendi kendimize oyuncak üretiyoruz. Üretimi yönlendiren pazardaki insanların ihtiyacı olmalı. Neyi satabiliyorsanız onu üretin. Yeni pazarlar bulun. Sonra pazarın ihtiyacına göre üretin.”

Oyuncak sektörü için tek yol olarak gücü yetenin büyük mağaza açacağını ya da büyümek için birleşileceğinin altını çizen Yasan, “Çin’den mal gelmeye devam edecek. Bu mağazalarda hem kendi ürettiğimiz, hem de Çin’den gelen oyuncaklar satılacak” dedi.

Yeni trendlerin takip edilmesi önemli

TÜRKİYE dahil birçok ülkenin oyuncak şirketleri Çin’de oyuncak üretimi yaptırıyor. 30’un üzerinde büyük firmanın faaliyet gösterdiği oyuncak sektöründe çok büyük bir büyüme potansiyeli mevcut. Bunun için oyuncak sektöründeki yeni trendlerin takip edilmesi, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmesi, kalite odaklı olunması, ürün çeşidinin artırılması ve markalaşma, oyuncak sektörünün büyümesini hızlandıracak araçlar. Türkiye’de faaliyet gösteren tanınmış oyuncak firmaları şunlar: Pilsan, Akçiçek, ABC Oyuncak, Magic Toys, Flopark, Aliş Oyuncak, Kral Oyuncak, As Plastik, Dolu Plastik, Simge Oyuncak, Ümit Bisiklet, Fen Oyuncak ve Karınca Oyuncak.

Sektör ne bekliyor

            Devletten, gümrük denetimleri, ithal mallarda standartların belirlenmesi ve etkin uygulanmasını,

            Pazarlama imkanlarının geliştirilmesi ve sadece Türk malları satan mağazaların açılmasını,

İhtisas gümrüklerinin açılmasını ve yaygınlaşmasını,

Özel işletme kredisi verilmesini, enerji, işçilik ve vergi maliyetlerinin indirmesini bekliyor.

Oyuncakta ihracat

Ülke            İhracat (milyon dolar)

Karadağ            8.8

İsrail            1.6

Almanya            1.5

Bosna Hersek  1.5

Bulgaristan          1.2

Diğer            10.9

Oyuncakta ithalat

Ülke            İthalat (milyon dolar)

Çin            158.6

İtalya            4.3

Almanya            3.0

İrlanda            2.4

Diğer ülkeler  21.0

Kaynak: Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü (UNSD)

Temmuz 4th, 2007 at 03:46

Amerika’da kalmak, girmekten daha zor

in: Amerika

AMERİKA Birleşik Devletleri (ABD), şirket kurmak isteyen yabancı yatırımcıya her türlü hukuki kolaylığı sağlıyor. ABD’de şirket kurmak prosedür olarak kolay. Ancak rekabet koşulları sert ve pazarda kalmak zor. Dünyanın en iyileri burada çarpışıyor. Firmalar ABD pazarında var olabilmek için 100 binlerce dolar harcıyor. ABD’de tüketim de üretim de büyük.

KLF şirketi Hukuk Danışmanı Barbaros Karaahmetoğlu’nun ABD pazarına girmek isteyenlere, “ABD yabancı yatırımcıya kollarını açıyor. Büyük oynamak isteyenler ABD pazarına girebilir. Amerika’nın beklentilerine ve standartlarına uygun üretim yapmak avantaj sağlıyor” tavsiyesinde bulundu.

EMLAK İŞİ REVAÇTA

ABD’de yeniliklere ve gelişime en açık sektörler iletişim ve teknoloji. Ancak vergi oranları ve banka borçlarından dolayı hafif çapta kriz yaşansa da, sistemi öğrendikten sonra yerli firmalar bu alanda başarılı oluyorlar. Türkiye’den giden tekstil firmaları özellikle Çin’in ABD pazarına girmesi ile eskisi kadar aktif değiller. Tabi orada marka olmayı başarmış büyük firmalar hariç. Son zamanlarda mermer ve gıda firmaları da ABD pazarında atakta.

ABD’de rekabet edebilmek ve başarılı olabilmek için marka olmak şart. Halen ABD’de marka olmayı başarmış Türk firması ise 10’u geçmiyor. Bunlar daha çok tekstil, gıda ve mücevherat sektörlerinden. Marka olabilmek için sistemi öğrenip entegre olmak gerek. Bunun için de firmaların çalışacağı sektörlerde uzmanlaşmış, tüketici profilini, üretim safhalarını, fiyat politikalarını ve hangi ürünün hangi eyaletlere satılabileceğini bilen profesyonel bir ekiple çalışmak şart. Bu konularda pazar araştırması yapan, firmaların alıcılara ulaşmasını kolaylaştıran araştırma şirketleri, marka danışmanları ve PR şirketlerinden destek alınmalı.

ŞİRKET TİPİ ÖNEMLİ

ABD’de iki tip şirket var. LLC ve Incb Corp. Incb Corp’da şirket, kârı üzerinden çifte vergilendirmeye tabi tutuluyor. LLC’de ise tek vergi veriliyor. Ancak LLC tipi şirket kurulduğunda ABD hukukuna göre aynı zamanda vergi mükellefi de olunuyor. Böyle olunca ABD, firmanın Türkiye’deki mal varlığını da denetleme hakkına sahip oluyor. Hangi ülkeyle olursa olsun iş yapma sürecinde müdahale edebiliyor. Genellikle firmalar Türkiye’deki defterlere karışılmasını istemedikleri için çifte vergiyi tercih ediyorlar. Ancak firma sahibi ABD’ye yerleşiyorsa ve Türkiye ile bir bağlantısı kalmayacaksa vergi mükellefi olmayı ve LLC tipi şirketi tercih ediyor. LLC sistemi, her eyalette iyi işlemiyor. Hatta bazı eyaletlerde LLC hukuken tanınmıyor bile. LLC’nin avantajı tek vergi ve hukuken kolay kurulması.

VERGİDE EYALET FARKI

Her eyaletin kendi vergi sistemi var. Vergi tipi, eyalet ve federal olarak iki çeşit. Türk firmalarının bilmesi gereken en önemli husus ABD’de beyan usulünün geçerli olduğu. Türkiye’de olduğu gibi fatura kesildiğinde ‘vergi dairesi ne yaptınız’ diye sormuyor. Firma kendi beyan ediyor. Faturalar bilgisayardan basılıyor. Ancak vergi sisteminde denetim çok güçlü. Banka hesapları kontrol ediliyor. Firmalar eyaletlerarası ve ülkelerarası vergi sistemini, hukuk sistemlerini ve her iki ülkeyi çok iyi bilen, ABD’de yaşayan muhasebecileri tercih etmeli. Bu ülkelerarası kültür farkından doğan sorunların çözülmesinde de faydalı oluyor.

İlk Adım Projesi

ABD Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Odası’nın Eylül 2006’da başlattığı ‘ABD Pazarına İlk Adım Projesi’ devam ediyor. Projenin ilk etabı 20-22 Mart’ta eğitim seminerleriyle gerçekleştirildi. Mayıs ayındaki ikinci etapta ise Şikago ve Dallas’da ‘Türkiye’de Nasıl İş Yapılır’ konulu forumlar düzenlendi. Proje, KOBİ’lerin ABD pazarına giriş stratejileri hakkında ABD’de bir eğitim sürecinden geçmiş danışmanlar tarafından birebir danışmanlık hizmeti alacakları üçüncü etabıyla devam edecek.

Dev süpermarket pazarı

ABD’de yıllık satışları 2 milyon doların üzerinde 30 bin supermarket (tek mağazalı) var.

En büyük 50 süpermarket zincirinin 18 bin 750 mağazasının yıllık cirosu 412 milyar doların üzerinde.

Wal Mart’ın tek başına cirosu 98.74 milyon dolar.

Kültür farkını en aza indirmenin yolları

* Görüşmelere tam zamanında gidin. Eğer gidemeyecekseniz mutlaka bildirin

* İngilizceniz yeterli değilse tercüman kullanın

* İlk görüşmede resmi giyinmek şart. Amerika’da yüksek teknoloji firmaları hariç kesinlikle spor kıyafet giyilmiyor

* İlk görüşmede kişilere soyadların önünde unvanlarıyla hitap edin

* Yakın fiziksel temas gerektiren selamlaşmalardan kaçının. Tokalaşma genel selamlaşma şekli kabul edilir.

* İş yemeğinde hesabı genellikle davet eden öder. Çoğu Amerikalı birlikte içmeyi tercih etmez. Kahvaltı ve öğle yemeğinde yüzde 15, akşam yemeğinde ise yüzde 20 bahşiş bırakılır

* Kişisel hijyen çok önemli

* Birisi yemek yerken asla sigara içmeyin. Sigara içilmeyen yerlerde bile içip içemeyeceğinizi ortamdaki insanlara sorun

* Cep telefonları toplantıda kapatılmalı ya da sesi kısılmalı. Çok önemli olmadığı sürece telefon için toplantı kesilmemeli. Bazı restoranlarda cep telefonunuzu kapatmanız istenebilir

* 24 saat içinde e-postalara cevaplara verilmeli. Yazı kısa ve net olmalı. Toplantıda gelen mesaj toplantıya katılanları ilgilendirmiyorsa kontrol edilmemeli.

Neden Amerika?

* ABD ekonomisinde nüfusun yoğunluğu, yaşlı nüfus oranının AB’ye göre daha az olması, kozmopolit yapı ve farklı kültürlerin varlığı dinamik bir tüketici kitlesi sağlıyor.

* Gerek perakende sektörü gerekse Outlet tarzı mağazalar çok yaygın.

* Tüketicinin kullandığı ürünü değiştirme-yenileme periyodu AB’ne göre daha yüksek. Kullan at alışkanlığı oldukça yaygın.

* ABD pazarına giriş NAFTA nedeniyle bütün Amerika kıtasına yönelme olanağı sağlıyor. Ayrıca, ABD’nin Serbest Ticaret Anlaşması yaptığı bütün ülkelere de bu noktadan ulaşma imkanı var.

* ABD’deki kültürel yapı çeşitliliği, tüketicilerin Avrupa’ya göre daha esnek ve daha hızlı tercih değiştirebilir kılıyor.

Akdeniz Diyeti bir fırsat olabilir

Amerika, 300 milyon nüfusu, 50 eyaleti ve bin 500’den fazla etnik grupları ile dev bir piyasa. Amerika’nın nüfusu giderek yaşlanıyor. O nedenle sağlık ve bakım konusundaki ürünler önem arz ediyor. Amerikalılar’ın yüzde 87.7’si organik ürünleri tercih ederken, yüzde 95’i doğal ürün kullanıyor. Ve bu ürünlere yüzde 20 oranında ücret farkı ödemeyi kabul ediyor. Türkiye’nin Amerika’da fırsat bulabileceği alan Akdeniz Diyeti bölümü. Çünkü Amerika’da sağlıklı olmak ana hedef. Akdeniz beslenme tarzında çok avantajlı. Balık, zeytinyağı çok etkili. Ancak bunu önce Amerikalılar’a anlatmak gerekiyor. Amerika’da marka yaratmada Akdeniz diyeti bir fırsat olabilir.

Amerikalılar cam ambalajdan hoşlanıyor

AMERİKA’da ambalaj değer olarak algılanıyor ve tüketici ürünü alırken ambalajı fikir veriyor. Örneğin vakumlu ambalajdan hoşlanmıyorlar. Cam ambalajlar daha sağlıklı ve doğal olarak algılanıyor.  Ambalaj reklamın da en etkili yollarından. Doğal ve organik ürünlerin ambalajların da geri dönüşümlü olması tercih ediliyor.

Sıkı denetim var

AMERİKA’ya ihracat yapacak olan ülkenin denetim programı olmalı ve bu da Amerika’daki standartlara uymalı. Tarım Bakanlığı Gıda Güvenliği Denetim Hizmetleri et, tavuk ve yumurtada zararlı madde kalıntılarının olup olmadığını araştırıyor. Türkiye Amerika’ya et, tavuk ve yumurta satacaksa kendi içinde Amerika’daki denetim sistemini oturtmalı. Eğer Amerika’ya ürün satmak istiyorsanız denetimlerden geçebilecek oranda güvenli ürünler üretmelisiniz. Aksi halde girseniz bile ürünleri satamaz, hatta toplatmak zorunda kalırsınız.

Şirket satın alırken borçlara dikkat

BİR firma satın alınırken hem hukuki açıdan hem de muhasebe açısından problemi var mı, araştırılmalı. Borcu olup olmadığı kontrol edilmeli. Yatırımcı, ‘ben sadece aktifleri alıyorum, borçları sana ait’ diyebiliyor, bu da yatırımcının lehine.

En prestijli eyalet Delaware

ABD’de uluslararası şirketler genellikle Delaware ve Nevada’da kuruluyor. Ancak Delaware çok daha prestijli ve 100 firmadan 63’ü burayı tercih ediyor. En gelişmiş ticaret hukuku bu eyalette. Eğer lokal bir iş yapılacaksa şirket, ABD’nin herhangi bir eyaletinde kurabilir.

www.ito.org.tr

Haziran 30th, 2007 at 06:25

İran ile ekonomik ilişkiler canlanıyor

in: İran
İran ekonomi dünyasının en güçlü sivil toplum örgütü olarak bilinen İran Ticaret, Sanayi ve Madenler Odası (ICCIM) yetkilileri, Türkiye ile İran arasındaki yatırım fırsatlarını görüşmek üzere İstanbul’a geliyor.

Oda Başkanı Ali Naghi Khamushi ve beraberindeki heyet, bugün The Marmara Otel’de gerçekleştirilecek Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk-İran İş Konseyi’nin 5. ortak toplantısına katılacak. Heyet, toplantı kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Türk-İran İş Konseyi Başkanı Ali Osman Ulusoy ile bir araya gelecek. Toplantıya işadamlarının yanı sıra, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Gürcan Türkoğlu ve İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçi Vekili Muhammed Reza Bagheri’nin de katılması bekleniyor. İki yıldır çeşitli sebeplerle ertelenen toplantı, hem ilk defa Türk ve İran oda başkanlarını bir araya getirmesi, hem de iki ülke arasında ivme kazanan ekonomik ilişkiler ve heyetlerarası program gündeminin yoğunluğu açısından dikkat çekiyor. İran Ticaret, Sanayi ve Madenler Odası, bünyesindeki 114 oda ve yüzyıla yaklaşan tarihiyle İran’ın en büyük sivil ekonomik gücü olarak kabul ediliyor. İstanbul, Anka

Haziran 30th, 2007 at 06:22

İran’da İş Yapmak İsteyenler İçin Faydalı Adresler

in: İran

Dış Ticaret Müsteşarlığı: www.dtm.gov.tr adresinden “Dış talepler bülteni ve duyurular” bölümüne girerek İran’dan gelen mal taleplerini görebilirsiniz.
 
Tahran Büyükelçiliği: Telefonu 00 98 21 3913592 ama İran’a telefon açtığınızda düşürmek biraz zor. Ticaret müşavirliğinin e-posta adresi  dttah@arayandeh.net . Size her konuda yardımcı oluyorlar.
 

 
İhracatı Geliştirme Merkezi: İGEME’den uzman Asım Çalış’a 0 (312) 417 22 23’ten ulaşabilirsiniz. E-posta adresi: asimc@igeme.org.tr
 

 
İran Büyükelçiliği: Türkiye’ye vize uygulanmıyor. Ankara’da Büyükelçilik telefonu: 0 (312) 427 43 20. İstanbul’da Başkonsolosluk Ticaret Ateşesi Rıza Abadi’ye 0 (212) 513 82 30’dan 118 numaralı dahili hattan ulaşabilirsiniz.  Erzurum ve Trabzon’da da İran Konsolosluğu bulunuyor.
 

 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu: Araştırma Koordinatörü Tuncay Melektosun’a tmelektosun@deik.org.tr adresinden veya 0 (212) 243 41 80 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
 

Haziran 30th, 2007 at 06:17

Türk ve İranlı iş adamları ortak oda kuracak

in: İran

Türkiye ile İran arasında kurulan iş konseylerinin, ortak bir oda çatısı altında birleştirilmesi için harekete geçiliyor. Plan gerçekleştirilirse, Türk işadamları ilk defa yabancı bir ülkenin işadamları ile ortak oda kurmuş olacak.

Türk-İran İş Konseyi 5. Ortak Toplantısı, The Marmara Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk-İran İş Konseyi Başkanı Ali Osman Ulusoy ve Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Gürcan Türkoğlu’nun yanı sıra, İran Ticaret Sanayiler ve Madenler Odası (ICCIM) Başkanı Ali Naghi Khamushi, İran-Türk İş Ko8nseyi Başkanı Feridoun Entezari ve İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçi Vekili Gholamreza Bagheri Moghaddam ve iki ülkenin işadamları katıldı.

ORTAK ODA KURMAK KONUSUNDA FİKİR BİRLİĞİ

ICCIM Başkanı Ali Naghi Khamushi, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ve İran ekonomilerinin birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunun altını çizerek, altı ay içinde karşılıklı kurulan iş konseylerinin ortak bir oda çatısı altında birleştirilmesini teklif etti.

TOBB ve DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, ortak oda kurma teklifine sıcak baktıklarını belirterek, “Biz genel olarak iş konseyi olduğumuz ülkelerde ortak oda kurmuyoruz. Ama bu çerçevede sayın başkanın teklifini değerlendirip ortak oda ve iş konseyleri paralel olarak yürüyebilir” dedi.

“EKONOMİ POLİTİKALARIMIZDAKİ DEVLET TEKELİNİ KALDIRDIK”

İran’ın 80 yıldır devlet tekelinde olan ekonomik faaliyetlerinde çok ciddi yapısal değişikliklerin hayata geçirildiğine dikkat çeken Khamushi, “Biz Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmak için ekonomi politikalarımızı yeniden düzenliyoruz. İthalat ve ihracatın önündeki bütün engelleri kaldırdık. Şu anda haram ürünler hariç bütün ürünlerin İran’a girişi serbest” dedi.

“TÜRKİYE İLE İRAN ARASINDAKİ TİCARET HACMİ YETERLİ DEĞİL”

Türkiye ile İran arasında 2006 yılında 6 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin 2010 yılında 10 milyar doları bulmasının hedeflendiğini kaydeden Khamushi, iki ülkenin tarihe dayalı iyi ilişkileri ve ekonomik potansiyeli göz önüne alındığında bu rakamların yetersiz olduğunu vurguladı. Khamushi, iki ülke arasındaki ticaret hacminin istenen seviyelere çıkarılamamasında devletlerden çok özel sektörün suçu olduğunu ifade ederek, “Bütün imkanlarımızı kullanarak bu yolu açmalıyız. Türkiye ve İran arasındaki ekonomik ilişkiler diğer ülkelere nazaran daha önemli hale getirilmeli” dedi.

“İRAN’DA ÜRETİP TÜRKİYE’YE İHRAÇ EDENDEN VERGİ ALMAYACAĞIZ”

Khamushi, ekonomide yapılan yapısal değişiklikler sonucunda İran’da ihracatın hiçbir aşamasında vergi alınmadığına ve hatta ihracatın teşvik edildiğine işaret ederek, yerli ve yabancı yatırımcı ayrımını da kaldırdıklarını dile getirdi. Vergi oranlarını yüzde 365’ten yüzde 25’e indirdiklerini ve ihracat için üretimlerde bu yüzde 25’lik verginin de alınmadığını kaydeden Khamushi, “Bir Türk yatırımcı İran’da üretim yapıp Türkiye’ye ihraç ederse, çalışanların vergisi dışında bir vergi vermeyecek. Ayrıca eskisi gibi İranlı bir ortak ile çalışmak zorunda kalmadan, yüzde 100 kendi sermayesi ile yatırım yapabilecek” diye konuştu.

”GELİN İŞBİRLİĞİ YAPALIM”

İran’ın bir petrol ülkesi olduğunu ve enerji yatırımları konusunda önemli avantajlara sahip olduğunu hatırlatan Khamushi, Türkiye’nin özellikle petrol, doğalgaz, demir-çelik, petro kimya, IT, telekominikasyon, bankacılık, sigortacılık, eğitim ve madencilik alanlarında İran’da yatırım yapabileceğini vurguladı. Khmaushi, şunları söyledi:

“Şimdi işbirliğinin tam zamanı. Öne çıkın. İran dünyanın en büyük bakır rezervlerine sahip ikinci ülkesi. Bakır mı istiyorsunuz, nikel mi, çinko mu, petrol mü.. Gelin işbirliği yapalım. İran’a rafineri kurun. Petrolü orada işleyip Türkiye’ye götürün. Bunun ekonominiz için nasıl faydalı olacağını göreceksiniz. Biz neden ısrar ettik doğalgaz boru hattı sizden geçsin diye? Türkmenistan’ın, İran’ın gazını alıp Avrupa’ya taşıyorsunuz. Afiyet olsun? İran, Türkiye”nin ilerlemesinden gurur duyuyor. Sizi rakip olarak görmüyoruz, ilerlemenizi Allah’tan diliyoruz.”

“İRAN TÜRKİYE’DEN DAHA FAZLA MAL ALMALI”

TOBB ve DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, Türkiye ve İran’ın ortak ekonomik menfaatlerinin birlikte çalışmayı gerektirdiğini belirterek, Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacminin her geçen gün artmasının sevindirici olmasına rağmen, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde Türkiye’nin ithalatçı rolünün azaltılması gerektiğine işaret etti. Hisarcıklıoğlu, “İran’ın Türkiye’den daha fazla mal alımını teşvik etmesini ve ithalatında Türkiye’ye öncelik tanımasını bekliyoruz” dedi.

“SIKINTILARIN TEMELİNDE EKONOMİK GEREKÇELER OLMAYIŞI ÜZÜCÜ”

Türk yatırımcılarının da İran’da daha fazla yatırım yapmak istediğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Ancak, büyük ölçekli yatırım yapan Türk şirketlerinin yaşadığı sıkıntılar ve bunların kaynağının, temelde ekonomik gerekçelere dayalı olmadığını görmek de bizleri üzmektedir” diye konuştu.

Khamushi’nin ortak oda kurma teklifine sıcak baktıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, “Biz genel olarak iş konseyi olduğumuz ülkelerde ortak oda kurmuyoruz. Ama bu çerçevede sayın başkanın teklifini değerlendirip ortak oda ve iş konseyleri paralel olarak yürüyebilir” dedi.

“KARA ULAŞTIRMASI VE BANKACILIK ALANINDA SIKINTILAR VAR”

Türk işadamlarının İran’da özellikle kara ulaştırması ve bankacılık gibi konularda sıkıntı yaşadığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, İran’dan en büyük beklentilerinin eşit şartlarda bir rekabet ortamı sağlayarak, Türk firmalarının farklı uygulamalara tabi tutulmasının önüne geçilmesi olduğunun altını çizdi. Hisarcıklıoğlu, uluslararası başarılara imza atmış Türk müteahhitlik firmalarının İran’da iş yapmak istediğini de sözlerine ekledi.

Haziran 27th, 2007 at 14:56

Türkiye-Afrika İlişkileri: Kaçırdığımız Altın Fırsatlar

in: Afrika

Afrika, namı diğer ‘kara kıta’, Batı’nın elinden çok çekti. Doğal kaynakları sonuna kadar tüketilen Afrika şimdi de Batılı şirketlerin acımasız satış stratejilerinin hedefi. Kar marjları % 1000’leri bile bulabiliyor. IMF, Dünya Bankası gibi kurumların fakirliği gidermek için verdiği krediler ise yozlaşmış siyasi sistemde aşiret reislerinin veya siyasilerin lüks harcamalarına gidiyor. Batı’dan bu kıtaya yapılan her türlü kredi veya yardım bu ülkelerin borçlarının hızla artmasına yol açıyor. Bu ortamda Türkiye gibi ülkelere bu kıtada büyük görevler düşüyor. Türkiye de son dönemlerde ciddi bir arayış içinde. TİKA görev sahasını Afrika’ya kadar uzattı. Dışişleri’nde de belli bir ilgi artışı var. Ancak devlet eliyle buralarda başarılı olmak olanaksız. Orta Asya’yı gördük. Devlet gölge etmese belki de daha iyi olacak. Bunun yerine koordinasyon ve Türk girişimcilerinin önünü açmak gerekiyor. Bu bağlamda Dışişleri de, TİKA da Türk işadamlarını bölgeye yönlendirmeli ve önlerini açacak önlemleri almalı.

 

Kara Afrika öylesine geri bırakılmış bir yer ki en temel ürünleri dahi yurt dışından almak zorunda. Batılı şirketler öylesine ‘tatlı’ bir kar mekanizması kurmuşlar ki, Türkiye’de bizim birkaç YTL’ye aldığımız ürünlerin bir kısmını Afrika’da birkaç yüz dolara almak dahi mümkün olmayabilir. Böylesine garip fiyatlandırmaya en iyi örnek logar kapakları. Yanlış duymadınız, sokaklarda kanalizasyon sistemlerini kapatmak için kullanılan kapaklar. Birçok Afrika ülkesinde en temel dökümhaneler dahi olmadığından, birçok ülkede Fransızlar bu basit kapakları birkaç yüz dolara satacak bir sistem kurmuşlar. Gambiya da bu ülkelerden biri:

 

Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde Türkiye Gambiya’ya basit bir dökümhane kurma sözü vermiş. Böylece bu küçük Batı Afrika ülkesi kendi temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir hale gelmiş. Zamanında çıkılan ihalede birkaç dolarlık bir rakama malolduğu söylenen bu dökümhane kısa sürede Gambiya’nın medarı iftiharı olmuş. Türk teknisyenler ve Gambiyalı işçiler Fransız mallarına ihtiyaç duyurmayacak bir performans sergilemişler. Öyle ki bu dönemde Gambiya Devlet Başkanı ülkeye her geleni bu dökümhaneye götürmüş. Dökümhanenin kapısında “Türkiye’nin Gambiya’ya hediyesidir” yazıyor. Çatısında da Türk ve Gambiya bayrakları yan yana dalgalanıyor. Ne var ki bu dökümhane için görevlendirilen Türk teknisyen biraz uyanık çıkmış. Benzeri bir ihtiyacı duyan komşu ülke Senegal’e giderek bu dökümhaneden bir de oraya kurmuş. Türk ekip ayrılınca Gambiya’daki dökümhane sahipsiz kalmış, Gambiyalılar da bunu işletememişler. Böylece Gambiya’nın temel dökümlerde dışa bağımlılığı devam etmiş. Gambiya Cumhurbaşkanı Türkiye’ye geldiğinde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den ilk isteği bu dökümhanenin tekrar işletilebilmesi için teknisyen gönderilmesi olmuş. Bürokrasinin ne kadar hızlı işlediğine bakınız ki bu talep ancak 2006 yılında Türkiye’de yankı buluyor. Bu konuda Türkiye’nin tek profesörü olan Karaelmas Üniversitesi öğretim üyesi Ercan Candan’ın hazırladığı raporlara baktığımızda Türkiye’nin yapması gerekenler çok basit: Sadece teknisyen göndermek ve oradaki Gambiyalılara bu işi öğretmek yeterli olacak. Böylece Gambiya’nın en hayati sorunlarından biri hallolmuş olacak. Görüşlerine başvurduğumuz Prof. Dr. Ercan Candan “bunun yanı sıra birkaç Gambiyalı Türkiye’ye getirilip eğitim verilse, daha önce yaşanan sıkıntılar da yaşanmaz” diyor.

 

Prof. Candan’a Gambiya’dakine benzer bir dökümhanenin kaç paraya mal olacağını sorduk. “Taş çatlasa 100 milyar YTL” yanıtını aldık. Yanlış duymadınız. Türkiye’de bir daire dahi alamayacağınız bu rakama Gambiya’nın en önemli sorunlarından birini çözmek ve Fransa’nın bu ülke üzerindeki acımasız tekelini kırmak olası. Eğer birkaç yüz milyar lira daha harcanırsa çok ince işleri de yapabilen bir dökümhane yapabilmek mümkün. Diğer bir deyişle Türkiye bu durumda olan her bir Afrika ülkesine yarımşar milyon dolarlık bir yatırım yapsa Afrika’da en temel ihtiyaçlardan biri olan dökümcülük sorununu çözecek. Bu tür temel ihtiyaçlarını Türkiye’nin yardımıyla çözebilen Afrika ülkeleri ise sanayileşmede biraz daha yol alırken, ellerindeki kaynakları diğer sektörlere kaydırabilecekler. Üstelik son derece düşük bir yatırım sayesinde. Türkiye tüm Afrika ülkeleri için böyle bir yatırım kampanyası başlatsa harcaması gereken rakam 20 milyon doların altında kalır. Bu rakam Türkiye’nin Orta Asya’da batırdığı ölü yatırım ve yardımların çok çok altında. Üstelik böyle bir rakam başarısı garanti, tüm kıtanın kalbini fethediyorsunuz. Afrika’nın birçok ülkesinde Türk bayrağını dalgalandırıyorsunuz.

 

Yakın dönemde Gambiya’da seçimler var. Ve Başkan dökümhaneye daha çok ihtiyaç duyuyor. Çünkü dökümhane köylerin büyük ihtiyacı olan emme basma tulumbaları da dökecek. Dökümhane bir çalışmaya başlasa, birçok köy kuyulardan daha kolay su çekebilecek. Elbette bu da daha çok destek demek.

 

Gambiya’daki ‘Türk dökümhanesi’nin bir başka yararı da çevreye olacak. Düz bir ülke olan Gambiya’da elektrik ihtiyacı daha çok jeneratörlerle karşılanıyor. Bunların artığı yağlar ise çevre kirlenmesinin önemli bir kaynağı. Çünkü yağları atacak yer bulamıyorlar. Oysa bu artık maddeler dökümhanede yakıt olarak kullanılabiliyor.

 

Kısacası kara Afrika Türkiye’nin karaoğlanlarını bekliyor. Sadece birkaç yüz milyar YTL harcayarak koskoca ülkelerin en temel sorunlarını çözmek olanaklı. Birçok köyün içme suyu kuyusu ihtiyacını karşılamak Türkiye’de orta büyüklükte bir esnaf için bile gücü dahilinde. Yani devasa yatırımlara gerek yok. Basit ama işlevsel yatırımlar Afrikalıların da, bizim de yolumuzu açacaktır. Gambiya’daki dökümhanenin bir an önce faaliyete geçmesini ve yenilerinin bunu takip etmesini diliyoruz.

 

Haziran 27th, 2007 at 14:53

‘Afrika’da fırsat büyük’ diyen Tuskon, 2. zirveyi yapacak

in: Afrika
Düzenlediği Afrika, Avrasya ve Pasifik zirvelerinde Türk işadamlarını dünyadaki yatırımcılarla buluşturan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), ikinci Afrika toplantısına hazırlanıyor.

16-17-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek zirveye 43 ülkeden bine yakın işadamı, bir devlet başkan yardımcısı ile yaklaşık 30 bakan gelecek. Türkiye’den bin 500 katılımcının olacağı zirvenin hedefi ise 10 milyar dolarlık ticaret hacmini 25 milyar dolara çıkarmak. Konfederasyon Başkanı Rızanur Meral, Türk iş dünyasının Afrika kıtasına açılmakta geç kaldığına dikkat çekiyor. “Afrika, mükemmel bir partner. Küçük sanayiciler için büyük fırsatlar var.” diyen Meral, dünyanın birçok yerinde ciddi iş potansiyeli olduğuna işaret ediyor: “Artık yerimiz geniş. Oyun alanı olarak bütün dünyayı görmeliyiz.”

Antalya Girişimci İşadamları Derneği’nin ‘Öngörü Toplantısı’nda konuşan Rızanur Meral, 16-18 Mayıs’ta düzenlenecek Türkiye-Afrika Dış Ticaret Köprüsü-2 toplantısı hakkında bilgi verdi. Meral, Türkiye’nin son yıllarda elde ettiği ciddi büyüme hamlesiyle dışa açılmanın mecburi hale geldiğini söyledi. Türkiye’de kaliteli üretim yapan firmaların sayısının artmasıyla pazarlama probleminin ortaya çıktığına dikkat çeken TUSKON Başkanı, “Türkiye’nin iç pazarı belli. Dolayısıyla dışa açılma önem kazandı. Bu doğrultuda Türkiye’nin uluslararası arenada edinmiş olduğu birikimleri üyelerimize nasıl aktaracağımıza kafa yorduk. Konfederasyon olarak alıcıları satıcıların ayağına nasıl getirebileceğimizi düşündük.” dedi. İlk önce 850 milyon insanın yaşadığı ve 54 ülkenin olduğu Afrika’dan başladıklarını ifade eden Meral, bu kıtada üretim olmadığından her şeyin dışarıdan satın alındığına dikkat çekti. Meral, Afrika’nın artan bu kapasitesinin Türk iş dünyası için bir potansiyel olacağını, özellikle orta ölçekli işletmelere mükemmel fırsatlar sunduğunu kaydetti. Türkiye’nin Avrupa dışında ihracat destinasyonlarını artırması gerektiğini vurgulayan Meral, Afrika Zirvesi’nin sadece ticaretle sınırlı kalmadığını, imalat noktasında da güzel fırsatlar yakalandığını dile getirdi.

TUSKON Başkanı Meral, konuşmasında zirvelerde ticaretin yanı sıra Türkiye’nin tanıtımının da yapıldığına dikkat çekerek, “Türkiye’ye gelen işadamları birer Türk dostu ve Türkiye hayranı olarak ayrılıyor.” dedi. Meral’ın anlattığına göre, zirveden sonra Afrikalı işadamları Türkiye’nin tanıtımını kendilerine misyon edinerek Nijerya, Senegal ve Yemen’de ‘Türkiye’yi Seven İşadamları Derneği’ kurmuş. Afrika Zirvesi’nin başarılı geçmesinin ardından yeni dış ticaret köprüleri oluşturmak için arayışa girdiklerini aktaran Meral, şöyle konuştu: “Bu sefer devletimizin komşu ülkelerle ticareti geliştirme stratejisi doğrultusunda Avrasya Zirvesi düzenledik. Toplantıya 12 bölge ülkesinden 450 civarında işadamı katıldı. İşadamlarımız Avrasya’da da büyük açılımlar yakaladı. Daha sonra haritaya baktık. Pasifik bölgesi dikkatimizi çekti. Orayla ilgili de bir çalışma yaptık. Zirveye 14 Pasifik ülkesinden yaklaşık 300′e yakın işadamı geldi. Uzakdoğu’da da çok değişik potansiyeller yakalandı.”

Rızanur Meral, dış ticaret köprülerini düzenlerken Türkiye’nin Afrika’da diplomasi yönünden zayıf olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Bu eksikliğin giderilmesi için bir süre önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Afrika’ya 10 yeni büyükelçilik açılacağı müjdesini verdiğini aktaran Meral, “Afrika’da 12 büyükelçiliğimizin yetersiz olduğunu, Afrikalı işadamlarının zirveye gelmede yaşadığı sıkıntılar üzerine öğrendik. Uzakdoğu’da da aynı sorunla karşılaştık. Birçok ülkede diplomatik temsilciliğimiz yok. Bu da TUSKON’un Türk Dışişleri’ne önemli bir katkısı. Faaliyetlerimiz etkili bir şekilde Türkiye’ye dönüyor.” şeklinde konuştu. Meral, bir gazetecinin TUSKON’a yönelik söylediği ‘Gezen kaplan aç kalmaz’ sözlerini slogan haline getirdiklerini kaydetti.

Hedef, 25 milyar dolar ticaret

TUSKON’un geçen yıl düzenlediği Türkiye-Afrika Dış Ticaret Köprüsü programına 31 ülkeden 60′a yakın bakan ve bürokrat ile 500′ü aşkın işadamı gelmişti. Bin 500 Türk işadamı ile buluşan Afrikalılarla 20 binin üzerinde iş görüşmesi yapıldı. İlk etapta 200 milyon, uzun vadede 2 milyar dolarlık iş bağlantısı kuruldu. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın koordinasyonunda ve Dışişleri Bakanlığı, TİKA, TİM ve İhracatçı Birlikleri desteğiyle düzenlenen ikinci Afrika Zirvesi’nde hedef, 10 milyar dolar civarında olan karşılıklı ticaret hacmini 25 milyar dolara çıkarmak